Blogger tarafından desteklenmektedir.
RSS

POP MÜZİKTE TAHTA YENİ BİR ADAY: LORDE

Merhaba sevgili müzikseverler! İlk yazımla karşınızdayım. Başlangıcı, önce önyargıya kapılıp hakkında “Her yerde şarkıları çalıyor. Bu kadar popüler olduğuna göre, iç sesini duyurmaya değil; topluma hitap etmeye uğraşıyordur.” diye yorum yaptığım; fakat aldığı hatrı sayılır değerde ödülden sonra gururumu ayaklarımın altına alıp albümünü baştan aşağı dinlediğim, akranım Lorde ile yapıyorum.


LORDE KİMDİR?

Lorde, ’96 Yeni Zelanda doğumlu müzisyen Ella Maria Lani Yelich-O'Connor'ın sahne adı. Kendisi bu adı kullanmasıyla ilgili bir gazeteye verdiği demeçte şöyle diyor:

“Adım Ella, arkadaşlarımla takılırken bunu kullanıyorum; fakat sahnedeyken Lorde’um. Lorde, yalnızca bir karakter. Bir sahne adı ararken “Lord”un çok doğal ve maskülen olduğunu düşündüm; çünkü küçüklüğümden bu yana kraliyete ve aristokrasiye meraklıyım.  Fakat Lord’u daha feminen yapmak istedim ve bu yüzden sonuna bir “e” ekledim. Bazıları bunun dindarca olduğunu düşünebilir ama kesinlikle öyle değil.”

Ödüllü bir şairin kızı olmasının getirdiği avantajla edebiyat ve tiyatroya küçüklüğünden bu yana ilgi duyan Lorde’u, tiyatroda farklı karakterlere bürünmek çok etkiledi. Bir arkadaşıyla katıldığı yetenek yarışmasını kazanmasının ardından, yaptığı cover kayıtları çeşitli yetenek avcılarına gönderildi ve sonunda, 13 yaşındayken Universal Music ile plak sözleşmesi imzaladı. Universal Music yetkililerinden biri o zamanlar hakkında şöyle diyor:

“Önce kendi sözlerini yazması gerektiğinin farkındaydı; fakat işin kalan kısmında yardıma ihtiyacı olacağını da biliyordu.”



Böylece Lorde, 13-14 yaşlarında gitar çalarak kendi şarkılarını yapmaya başladı. 



İlk EP’si “The Love Club” soundcloud üzerinden bedava satışa sunuldu. Lorde, albümün neden bedava satıldığıyla ilgili şu şekilde açıklama yaptı:

“EP’mi bedava satışa sunmak istedim; çünkü gençtim ve kredi kartım yoktu –yani 16 yaşında kimin kredi kartı olur ki?- Bu yüzden benim yaşımdakilerin bundan hoşnut olacağını düşündüm.”

Menajeri Maclachian ise:

“Müziği çok güçlüydü, biz de ‘haydi şunu yayımlayalım ve parayı sonra düşünelim’ dedik. Fakat 60.000 bedava indirmeden sonra plak şirketi bunu yapmayı bırakmamız gerektiğini söyledi.” dedi.

EP’de “Royals” dahil 5 şarkı vardı. Royals, single olarak yayımlandıktan sonra yalnızca 1 hafta içinde Amerika’da 85.000 kopya sattı. Şarkı, Alternatif ve Rock listelerinin yanı sıra, Amerika Billboard 100 listesinde de 1. sıraya yerleşti ve 9 hafta yerini kimseye kaptırmadı. Böylece Lorde, Amerika 100 listesinde Yeni Zelanda’dan gelip 1. olan ilk sanatçı oldu. Royals, Lorde’a ayrıca “yılın şarkısı” ve “en iyi pop solo performans” olmak üzere 2 de Grammy kazandırdı.


 İlk EP’nin getirdiği başarının ardından Lorde, hız kesmeden ikinci EP’si “Tennis Court”u yayımladı. Aynı şekilde ses getiren bu ikinci EP’nin peşinden, ilk albümü “Pure Heroine”i bir nevi artık yayımlamak zorunda kaldı; çünkü insanlar ondan daha fazla şarkı bekliyordu.





“Pure Heroine” albümüyle çeşitli ödüllere layık görülen Lorde, albümün oldukça sade bir müzik altyapısına sahip olmasının sebebini şöyle açıklıyor:

“Artık enstrüman çalmıyorum, bu yüzden dikkati çeken müzik değil sesim olmalı. Sesimi kullanış şeklim çok önemli.”

Şunu da eklemeden geçmek olmaz; Lorde, albümü hazırlama sürecinde “Pure Heroine” ile ilgili:

“Amacım, birbiriyle uyumlu parçalardan bir bütün yaratıp gurur duyacağım bir iş çıkarmak. Son zamanlarda çoğu sanatçının albümündeki şarkıların birbiriyle uyum içinde olmadığını düşünüyorum, bence tüm parçalar bir bütün olarak bir anlam ifade etmeli. Eğer böyle bir albüm yapabilirsem kendimi başarılı hissederim.”demişti.

Bir dinleyici olarak Lorde’un kesinlikle amacına ulaştığını söyleyebilirim; çünkü sözler birbiriyle tıpkı puzzle parçaları gibi uyuyor ve birbirini tamamlıyor. Süslemelere ya da kafiye yaratmak için yapılan gereksiz eklemelere başvurulmamış. Genel olarak doğup büyüdüğü yerden, Yeni Zelanda’dan esintiler var. Orada edindiği deneyimler, bir genç olarak yetişkinliğe geçiş döneminin yarattığı karışıklıklar ve büyüdükçe insanların gerçek yüzlerini idrak etmeye başlamak… 13 yaşından 17 yaşına kadar yaşadığı her şeye bu albümün içinde yer verilmiş. Günümüz pop müziğinin gelmiş olduğu bu vahim durumda Lorde gibi bir sanatçının ortaya çıkması kesinlikle mutluluk verici bence, insana “gençlik daha ölmemiş” dedirtiyor. Tabii Lorde için böyle düşünen tek kişi ben değilim; Lorde, David Bowie ve Dave Grohl gibi artık “efsaneleşmiş” müzisyenlerden de tam puan aldı:


Dave Grohl: “Onda Nirvana’yı andıran bir şey var. Önünde hem yazar, hem sanatçı, hem de vokalist olarak harika bir geleceği var.”


David Bowie: “Lorde, geleceğimiz.”

İşte tüm bunlar göz önüne alındığında Lorde, çıktığı bu yeni ve uzun görünen yolda adımlarını gittikçe sağlamlaştıracak gibi duruyor. Geç kalmadan ona bir kulak verin derim. 

Satın almak için:i-tunes
                        amazon

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

0 yorum:

Yorum Gönder

Katkıda bulunanlar